"

ELLER GİTTİ AY’a, BİZ KALDIK YAYA

ALMANYA - I. ve II. Dünya savaşlarını üst üste kaybetti. Şehirleri harap, ekonomisi çökmüş, nüfusunu büyük ölçüde kaybetmişti. Hızla toparlanmayı ve dünyanın sanayi devlerinden birisi olmayı başardı. Son derece çalışkan ve üretkenler. Kusursuz ve sistematikler.
JAPONYA - Bu garibanlara fena kaydılar. II: Dünya savaşının en büyük kaybedenlerinden birisi. İki tane atom bombası yedilerse de hızla toparlanmayı iyi bildiler. Şu ara tüm dünyanın ilerisinde, robot çağını yaşayan sanayi devi bir ülke. Vatandaşı çalışkan, elektronik konusunda tüm dünyayı geride bırakmayı başardılar. Üstüne üstlük deprem bölgesindeler. Deprem bölgesi de ne demek? Karaların iç içe geçtiği, depremlerin en yoğun göründüğü alanlardan birisinin üzerinde bir ada ülkesi, fakat üretim kalitesi ile dünyayı dize getirdiler.
İSRAİL - I. Dünya savaşından kısa bir süre sonra kurulmaya girişilmiş bir ülke. Vatandaşları II. Dünya savaşında Avrupa’da çok büyük bir travma yaşadılar. tarihin gördüğü en büyük soykırımlardan birisine uğradılar. Bununla kalsa iyi, binlerce yıldır sistematik şekilde itilip kakılan, dışlanan ve yok edilmeye çalışılan bir halkın eseridir. Çöle yerleştiler… Öyle sıkı çalıştılar ki, çölü yeşillendirdiler, tarım arazisi haline getirdiler. Çevrelerinde yaşayan tüm halklar ve devletler kendilerine düşman olsa da yılmadılar ve bölgenin süper gücü haline geldiler. Sıfırdan kurdukları ülkelerinde bİlim ve teknoloji alanında bir numara olmayı bildiler. İlaç sektörü, bilgisayar yazılım ve donanım sektörleri, silah sanayisinde bir numara oldular. Dünyanın en küçük ülkelerinden birisi, en az nüfusa sahip ülkelerinden… Komşularının sistematik saldırısı altındalar ve hayatları savaşarak geçiyor fakat ufacık ülkelerinde dünya devi olmayı becerdiler.
TÜRKİYE - ”Güzel” ülkem. I. Dünya Savaşı’nda ağır bir yenilgi alarak toprak yüzölçümü küçüldüyse de, dünyanın en bereketli toprakları üzerinde. II. Dünya savaşına son günlerine kadar katılmadık ve NATO üyesi olmak için savaşın bitimine az bir aman kala göstermelik şekilde, kaybettiği kesin leşen eski müttefikimiz Almanya’ya savaş açtıysak da hiç savaşmadık.
Bu gün ekonomimiz derme çatma, karanlık kirli paralar ile ayakta durabiliyor. Topraklarımızda her türlü madene sahip olsak da bu madenleri çıkarmaktan dahi büyük ölçüde aciz durumdayız. Veriyoruz başkaları çıkarıyorlar. Sanayimiz geri kaldı, halkımız eğitimsiz ve tembel. Yukarıda saydığım benzer örneklerin aksine biz zamanımızı ve enerjimizi fabrika kurmaya değil, 100m’de bir bulduğumuz her boşluğa Camii dikmeye harcadık.
Benzer örnekler sanayi devrimleri yaparlarken biz uçak ve otomobil fabrikalarımızı kapattıran yoz ve satılmış siyasetçilerin parmaklarında oyuncak olduk. Ağzından din ve Allah sözlerini düşürmeyen hırsız politikacıların ekmeğine yağ sürmekten asla vazgeçmedik. Değil sanayi devi olabilmek, tarım ve hayvancılık ülkesi olma vasfımızı dahi yitirdik. Tarım alanlarımızı başkalarına kiralar ya da satarken, samanı bile dışarıdan almak zorunda kalacak kadar geriledik.
Modern görünümlü fakat dünyanın en geri kalmış ülkelerinden birisiyiz. Eğitim ile arttığı bilinen IQ seviyesinde Avrupa’nın en düşük iq oranına sahip bir halka ev sahipliği yapıyoruz. Turizm cenneti bir coğrafya olsak da kıyılarımızı, doğal güzelliklerimizi kendi elimizle kirlettik.
Kendi içimizde soy sop kavgalarına girişerek epey zaman ve güç kaybettik. Aynı amanda sağ sol kavgalarına girerek değerli bir çok gencimizi yitirdik. Dahi denebilecek insanlarımızı Avrupa ve ABD’ye göç etmek zorunda bırakacak denli bilimden ve sanattan uzak bir yaşamı tercih ettik.
Bugün hemen her anlamda geri kalmış bir ülke, yozlaşmış bir halka dönüştük. Son olarak ileri doğru gitmektense geri dönmeyi ve yıkılmış Osmanlı Devleti’nin prensiplerini geri getirmeyi erdem zanneden bir hükümetin eline düştük. Geriye kalan tüm doğal zenginliklerimiz, üretim araçlarımız öteki ülkelere peşkeş çekildiler.
Bu gün ülke adeta parçalara bölünmüş halde. Dikkat etmez, aynı şekilde devam edersek parçalanarak daha da bölünmemiz kuvvetli ihtimal. Birbirinden nefret eden insanların ülkesi haline geldik. Halkımızın bir kısmı Arap özentisi, bir kısmı batı özentisi haline geldi. Biz kimiz? Biz neyiz? Kendimiz olmaya çalışmaktan neredeyse tamamen vazgeçtik.
Kısacası, sayılabilecek sonsuz sayıda örneği atlayarak diyebiliriz ki… Benzer ve hatta daha kötü durumdaki ülkeler ve halklar hızla toparlanıp dünya devleri haline gelirlerken… biz hiçbir halt beceremedik.
Şu aralar, her zaman olduğu gibi… birbirimizin boğazını sıkmakla meşgulüz. Dindar olmayı öteki tüm değerlerden üstün tutan kafasız bir halka sahibiz.

"
Arzach Mills

31 Mayıs Kuşağı!

Yarın, öbür gün deprem olduğunda ve benzer ölümler yaşandığında olacakları hemen hemen bugünlere benzetiyorum ve ne yazık ki ölürsek canımızın hiçbir kıymetinin olmadığını anladım.

Bugün, Tam Bağımsız Türkiye’nin idam günü…

Bugün, Tam Bağımsız Türkiye’nin idam günü…

Bugün, Fransa’da başlayan ve sonrasında tüm Avrupa’ya yayılan ve daha sonraki yıllar, dünyada kültürel olarak etkileri görülecek olan Mayıs ‘68 Gençlik Hareketi’nin 46. yıldönümü. 2 Mayıs günü Nanterre Üniversitesi’nin kapanmasıyla 3 Mayıs’ta protestolara başlayan gençler, aynı zamanda iktidarın otoritesini ve toplumun tüm baskılarını reddediyorlardı. “Yasaklamak, yasaktır”, “Kaldırım taşlarının altında kumsal var”, “Gerçekçi ol, imkansızı iste!” gibi zekice ve özgürlükçü sloganlarıyla sokaklardaki yerlerini alıyorlardı. Bu genç özgürlükçüler, o yıllarda tüm toplumsal tabuları hiçe sayarak bir algı devrimini gerçekleştirdiler. Türkiye’de de o yıllarda öğrenci olayları başlamış polis-sağ-sol çatışmaları ülke geneline yayılmıştı. Faşist diktanın, 1971 muhtırasıyla bu olayların önü kesilecek ve fatura sol kesime kesilecekti. 70’lerin ortasından sonra olaylar iyice çığrından çıkacak ve 1980 darbesine ortam hazırlayıp gelecek kuşakların apolitik yetişmesine neden olacaktı. Fransa’da yaşanan Mayıs ‘68 olaylarının Türkiye’deki en yakın deneyimi ise geçtiğimiz sene yaşanan Gezi Hareketi oldu. Gezi Hareketi, ‘68 kuşağından -atalarından- etkilenerek siyasal bir devrim yapmasa da sosyolojik ve kültürel açıdan bir algı devrimini gerçekleştirdi. Tüm dünyaya örnek olan ‘68 kuşağına selam olsun! Vive la liberté! Vive la génération 68!

Değişik renklerden hikayelerin yaşandığı şehrin müziği…

Hayat, cehennemin fragmanıdır.