Onu anlatmaya başlasam yıllar sürer. Kısaca yazayım dersem bunu bir kaç satırla tamamlayabilirim. Onu ilk tanıdığımda bebekti daha. Konuşamıyordu, sürekli ağlıyordu. Küçük, iğrenç ve zararlı bir yaratıktı. Fakat onu sevmek zorundaydım. Çünkü seçme şansım yoktu. Onunla beraber gelmiştim dünyaya. İlkokul öğretmeni ona kağıt ve boya kalemleri vermişti. İlk çizgilerini o zaman gördüm. Çok eğlenceliydi çizdikleri. Siyahı seven, renkli birisiydi. Diğer salak çocuklar gibi çizmiyordu. Görünürde usluydu. İnsanlara kendini sevdirmeyi çok iyi biliyordu. Kafasının içindeki geniş ans*klopedinin sayfalarını ilk o zaman yazmaya başladı. Hayal gücü o kadar geniştiki her olaya farklı açıdan bakıyordu. Bu onun daha değişik, sıradan olmayan insan karakterine dönüştürüyordu. Büyüdükçe daha konuşkan, ukala, esprili ve enerjik bir insan oluyordu. Müzik ve tarih ikilisini hayatının temeline kazımıştı. Sonra bir gün kafasının içindeki geniş ans*klopedide yatan eşsiz düşüncelerini, siyasi görüşlerini ve müzik hakkındaki yorumlarını diğer insanlarla paylaşmak için blog açmaya karar verdi.
Çizimleri hâlâ o çocuk çizimleri. Aynı renkler, aynı çizgiler. Mutlu her zaman mutlu. Derdi yok değil. Herkesin bir derdi var. Ama o bu dertlerin bir süre sonra bitebileceğini hatırlayabiliyor. Hayatın sıkıntılarının kendisini üzmesine izin vermiyor. Bu hayata beraber geldiğimiz için ve onunla beraber gideceğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü o çok iyi birisi. En azından bana karşı iyi. Benim kadar tanısanız siz de onu seversiniz. Ama hiçbir zaman ona benim kadar yakın olamayacaksınız.
10:19 AM

Jonathan Keevil - Bland (Bellflower OST)

Mayıs 29th
10:37 PM

Uykusuz Dükkan Halep Pasajı’nda açıldı!

Pek sevgili mizah dergimiz Uykusuz‘un dükkan hâli geçtiğimiz cumartesi günü İstiklal Caddesi üzerindeki Halep Pasajı’nda açıldı. Artık bütün Uykusuz kitap serilerini elinizle koymuş gibi bulabileceksiniz; üstüne üstlük buzdolabınızı Fırat magnet’leri ile süsleyebilecek, çayınızı Otisabi ile göz göze geleceğiniz bardaktan içebilecek hatta ve hatta ‘Aşkımızın Meyvesi Aytek’i yanınızda taşıyabileceksiniz. 

Evet, Uykusuz Dükkan temel olarak Uykusuz yayınları/kitapları, kupalar, bardak altlıkları, mouse pad’ler, anahtarlıklar, posterler gibi eşyalardan oluşuyor. Uykusuz ürünlerinin yanı sıra geniş bir çizgi roman seçkisine de ev sahipliği yapıyor dükkan. Türkiye’de yayınlanan (Red Kit’ten Persepolis’e, Marvel’lerden WarCraft serilerine kadar) neredeyse her çizgi romanı dükkanda bulmak mümkün. Onun dışında dünyaca ünlü karakterlerin koleksiyon figürleri de mevcut… ama bir Fırat değiller.

Uykusuz Dükkan, (0212) 243 18 08. Halep Pasajı, İstiklal Caddesi.

Her gün 11.00-21.00 arası açık.

Source: http://www.istanbulunritmi.com

9:13 PM

Yurt dışına çıktığınızda ağzınızın suyu aka aka Lomo dükkanlarını “Ne güzel şeyler var…” diye gezme faslı sona erdi, çünkü Lomo geldi İstanbul’un ortasına kondu. Geçtiğimiz günlerde Galata’da, Serdar-ı Ekrem Sokak‘ta açılan Lomography Gallery Store ile Lomo ürünleri ve kültürü elinizin altında.

Dükkanın en dikkat çekici yanı dev Lomo duvarı. Duvar bir Lomography Store klasiği, ancak buradaki pek tabii İstanbul temalı. Onun dışında renk renk Diana’lar, balık gözü kameralar, diğer eğlenceli fotoğraf makinesi türleri ve çeşit çeşit Lomo filmleri dükkanda sizleri bekliyor. Görünen o ki şehrin hipster’ları “Ben hipster değilim ama yine de bir bakayım…” diye Serdar-ı Ekrem Sokak’ın yolunu tutacak. 

Peki Lomo neden önemli? Fotoğraflar ve fotoğrafçılık git gide dijitale kayarken analogda ısrar eden Lomo, fotoğrafseverleri de bu fikrin etrafında topluyor. Lomo’nun ürettiği makineler yüksek satürasyon, kasten bozulmuş renkler ve double exposure (aynı kareye üst üste iki fotoğraf çekme) gibi özellik ve yöntemlerle eğlenceli, estetik ve sıra dışı fotoğraflar ortaya koyuyor.

Lomo’nun temel ürünleri o kadar mekanik ki pile bile ihtiyaç duymuyor. Tıpkı eskiden alışık olduğunuz gibi istediğiniz filmi alıyor, fotoğraflarınızı çekiyor, film bitince banyoya veriyorsunuz. Fotoğrafçıdan teslim aldığınız zarfı açmadan önce yaşadığınız heyecanı unutabildiniz mi? Unutamadınız, değil mi?

8:15 PM

2010 Cannes’da Palme d’Or alan Apichatpong Weerasetahkul’un imzasını taşıyan Lomokino MUBI, analog kamera Lomokino’nun özel bir serisi. Lomokino, 35 mm’lik filmle 144 karelik bir film çekebilen analog bir ‘film makinesi’. Neler yapabildiğini görmek için şöyle buyrun:

7:01 PM

İnsanlardan ne kadar çok uzaklaşıp hayallerinde sevdiğinle başbaşa kalıyorsan, o kadar özgürleşiyorsun.

7:01 PM

Duvar değişmez. Değişecek olan sensin. Hislerini sustur ve duvarı yıkamıyorsan etrafından dolaş.

7:01 PM

Sonsuzluğun içinde her şey eşittir. İnsan ise bu eşitliğin üzerine düşen ve ölçüyü kaçıran bir kusur.